"Made in Europe" Hakkındaki Gelişmeler
(19 Şubat 2026 tarihinde yayımlanmıştır.)
Avrupa Birliği sanayisini güçlendirmek için hızlı adımlar atıyor. Yüksek enerji maliyetleri, ucuz Çin ithalatı ve tarifelerinin üreticiler üzerindeki baskısı karşısında, yeşil teknolojilere yönelik kamu alımlarında asgari “Made in Europe” şartları getirmeyi planlıyor. Önümüzdeki hafta sunulması beklenen Komisyon yasa teklifi ile bataryalar, güneş ve rüzgâr enerjisi ve elektrikli araçların kamu alımlarına yönelik yeni tedarik kurallarının getirilmesi öngörülüyor.
Taslak metne göre, kamu alımlarında batarya sistemlerinin AB içinde monte edilmesi gerekecek. Ayrıca batarya yönetim sistemi ile bazı bileşenlerin AB içinden tedarik edilmesi şartı aranacak. Kuralların iki yıl sonra daha da sıkılaştırılması bekleniyor. Hücreler dâhil olmak üzere batarya içeriğinin büyük bölümünün Avrupa menşeli olmasının zorunlu hale gelmesi bekleniyor.
Teklif ile kamu sözleşmelerinde AB menşeli, düşük karbonlu sanayi ürünleri için asgari oran belirlenmesi öngörülüyor. Ayrıca elektrik kabloları ve elektrikli araç şarj altyapısının Avrupa'da üretilmesi şartının getirilmesi söz konusu. Stratejik sektörlere yapılan 100 milyon avronun üzerindeki doğrudan yabancı yatırımlar ise Avrupa menşeli bileşenlerin ve işgücünün kullanımına ilişkin yeni koşulları karşılamadıkça onaylanmayacak.
“Made in Europe” taslağı AB devletleri arasında görüş ayrılıklarına yol açtı. Fransa bu girişimi destekliyor. İsveç ve Çekya ise “yerel alım” kurallarının ihale fiyatlarını artırabileceğini ve AB'nin rekabet gücünü zayıflatabileceğini ifade ediyor. Almanya ise bu kriterlerin ticaret ortaklarını engellememesi gerektiğini savunuyor.
Devletlerin yanı sıra sektörler bazında da uzlaşma yok. Yenilenebilir enerji ve batarya gibi temiz teknoloji alanlarında faaliyet gösteren şirketler, otomotiv yan sanayi tedarikçileri, yerel içerik kurallarını destekliyor. Otomobil üreticileri ise ikiye bölünmüş durumda. BMW bu kuralların gereksiz maliyet ve bürokrasi yaratacağı uyarısında bulunuyor. Volkswagen ve Stellantis ise üreticileri yerel içerik kullanmaya teşvik edecek bir “Made in Europe” kamu programı çağrısında bulundu. Diğer bazı otomobil üreticileri yerel içerik kuralının, AB ile sınırlı kalmayıp Türkiye ve Birleşik Krallık gibi üretim merkezlerini ve Japonya gibi büyük ticaret ortaklarını da kapsayacak şekilde genişletilmesini talep ediyor.
Gümrük Birliği, ekonomik entegrasyon seviyesi, mevzuat uyumu gibi hususlar dikkate alındığında ülkemizin “Made in Europe” içinde yer alması elzem.
Türkiye'yi üçüncü bir ülke gibi değerlendirmek Avrupa ekonomisi için de maliyetli olacaktır. Bunun en somut örneklerinden biri otomotiv sektörü. Zira Türkiye, Avrupa otomotiv endüstrisinin önemli bir üretim ortağı.
Son şeklinin, önümüzdeki hafta verilmesi beklenen “Made in Europe” kriterinin esnetilerek “Made with Europe”a dönüşmesi gündemde. Bu yaklaşım benimsenirse ihracatçılarımız hem mevcut pazarı koruyup hem de Avrupa'nın yeniden sanayileşme sürecinde daha güçlü bir konum elde edebilir.